Ana içeriğe atla

2021 UEFA Uluslar Ligi Finali

Dün akşam İtalya’nın ünlü stadyumlarından San Siro’da, İspanya ile Fransa arasında UEFA Uluslar Ligi finali oynandı. Tadı damaklarda kalacak bir mücadeleydi. İlk yarıda oyunu domine edemese de İspanya üstündü. Fazla pozisyon yoktu, ancak taktiksel açıdan çok şey barındıran bir ilk devreydi. Fransa üçlü savunmayla maça çıktı ve bunun faydasını ciddi şekilde gördü. İspanya ataklarında en önemli rolü oynayan isim Ferran Torres’ti. Ancak etkili olmaya çalıştıysa da Fransa savunması geçit vermedi. Fransızlar gerçekten hem alan hem de oyuncu markajını çok iyi yaptı. İspanyolların güçlü ve bitirici bir forveti olsa, Fransa’nın vermediği alanı dişini tırnağına takarak kendi açardı. Fransa ise gerçekten çok güçlü futbolculara sahip. Özellikle orta saha ve defansta oldukça sağlam kaldılar. İspanya asla EURO 2020’de Slovakya, İsveç gibi takımlara karşı oynadığı dominant futbolu sergileyemedi. Topa rahatça sahip olamadılar. İlk yarı genelinde iki takımın da hem ön alanda hem de topa sahip olan futbolcuya bunaltıcı baskıları vardı. Mesela Ferran Torres topu ayağına aldığında çevresinde 2 veya 3 tane Fransız futbolcu görünüyordu. Aynı şey Fransız futbolcular için de geçerli. Fransızlar ileride baskı yaptığında İspanya’da Azpilicueta-Garcia-Simon-Laporte-Alonso pas beşgeni oluştu. İkinci yarıda ise çok tempolu bir futbol vardı. İki takım da futbolun tüm güzelliklerini yeşil sahada sergiledi. Tam bir şölen vardı. Önce Theo Hernandez’in vuruşu üst direkten döndü. 30 veya 40 saniye sonra da Sergio Busquets’in nefis pasıyla topla buluşan Oyarzabal düzgün bir vuruşla ağları havalandırdı. Bu pozisyonda Oyarzabal’ın yanında yer alan Upamecano çok amatörce savunma yaptı. İlk yarıda sakatlanarak oyundan çıkan Varane orada olsa pozisyonu kesebilirdi. Upamecano hamle yapmakta tereddüt etti ve İspanya golü buldu. Busquets’i de takdir etmek gerek. Top kapıyor, oyun kuruyor, güzel paslar atıyor. Değeri tam olarak verilmeyen futbolculardan bir tanesi. Golün ardından Fransa santrayı yaptı ve 30-40 saniye içerisinde Karim Benzema dillere destan bir gol attı. Ceza alanının sol köşesinden vurdu. Top falso aldı. Kaleci Simon’un ufak müdahalesi bu golü önlemeye yetmedi. Bir sonraki gol gelene kadar iki takım da iyi ataklar yaptı. Ardından güncel olarak dünyanın en kıymetli futbolcusu Kylian Mbappé sahneye çıktı ve Fransa 2-1 öne geçti. Geriye kalan dakikalarda İspanya baskısına Fransa iyi direndi ve ara sıra pozisyonlar buldu. Son dakikaya kadar İspanya’nın umudu tükenmedi. Denediler, denediler ama başaramadılar. Bunda Fransa’nın kalecisi Hugo Lloris’in büyük payı var. Özellikle Sarabia’nın vuruşundaki kurtarışı Fransa’ya kupayı getirdi. Son düdük çaldığında kazanan Fransızlar sevinçliydi. Kaybeden İspanyollar ise üzgün değildi, umutluydu. Bu genç ve güzel futbol oynayan takım gerçekten çok büyük gelecek vaat ediyor. Luis Enrique yönetimde girilen yeniden yapılanma süreci sonuç vermeye başladı. Son dünya şampiyonuna karşı asla dağılmadılar. Fransa ancak yıldızlarıyla sonuca gidebildi. En son final sahnesi geldi: Kupayı kaldıran ve eğlenen Fransızlar.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Johan Cruyff Neden 1978 Dünya Kupası'na Katılmadı?

Cruyff 1974 Dünya Kupası’nda harika bir performans göstererek takımının başarısında önemli rol oynadı. Ama Hollandalı yıldız 1978 Dünya Kupası’na katılmama kararı aldı. Cruyff’un bu kararı hâlâ spekülasyonlara konu olmaya devam ediyor. O dönemki iddialardan bir tanesi, Johan Cruyff’un Hollanda Futbol Federasyonu ile bonuslar konusunda anlaşamadığıydı. Bir başka iddia ise Cruyff’un arkadaşı gazeteci Jordi Finestres’e aitti. Ona göre Cruyff, Arjantin’deki Jorge Videla diktatörlüğünü protesto etmek için dev turnuvaya katılmamıştı. Avrupa’daki insan hakları kuruluşları kupanın Arjantin’de yapılmaması için kampanyalar yapmıştı. Ancak Cruyff, Peru gazetesinin eki Deporte Total’e verdiği röportajda “Bu yüzden değildi. Siyasi nedenlerden dolayı olsaydı Franco diktatörlüğü sırasında İspanya’da asla oynamazdım. 1977’de millî takımdan emekli olduğumu duyurmuştum. Yoruldum, zamanımı doldurmuştum.” dedi. 2008 yılında ise Catalunya Ràdio’da kupaya katılmama nedenini açıkladı. Dünya Kupası’ndan önce ...

Johan Cruyff'un İkonikleşen İki Çizgili Formasının Hikâyesi

Hollanda Millî Takımı, 1974 Dünya Kupası'nda forma üreticisi olarak Adidas ile anlaştı. Ancak bir problem vardı. Takımın virtüözü Johan Cruyff'un sponsoru Adidas'ın rakibi Puma'ydı. Bu firmaları iki kardeş kurmuştu. Adolf ve Rudolf Dassler, zamanla birbirlerine düşman oldular ve Adolf Dassler Adidas'ı; Rudolf Dassler Puma'yı kurdu. Johan Cruyff, Hollanda Futbol Federasyonu'ndan Adidas'ın klasikleşen üç çizgili forması yerine, iki çizgili forma giymeyi talep etti. Federasyon bu isteği kabul etti ve Cruyff'un formasındaki üç çizgiden biri çıkarıldı.

Johan Cruyff'un Meşhur 14 Numarasının Hikâyesi

  30 Ekim 1970 tarihinde Ajax, PSV Eindhoven ile karşılaşacaktı. Johan Cruyff, sakatlıktan dönmüştü ve maçta forma giyecekti. Her şey normal görünüyordu. Ajax yıldızına kavuşmuştu. Cruyff, normal şartlarda 9 numaralı formayı giyiyordu. Ama maçtan önce Gerrie Mühren, 7 numaralı formasını bulamadı. Bunun üzerine Cruyff 9 numaralı formasını Mühren'e verdi ve sepetten rastgele bir forma çekti. Formanın arkasında 14 yazıyordu. 1990'lara kadar ilk 11'deki oyuncular 1 ile 11, yedek oyuncular ise genellikle 12 ile 16 arasındaki forma numaralarını sırtlarında taşırdı.  Ajax maçı 1-0 kazandı. Cruyff, bu maçın ardından 14 numaralı formayı giymek için Hollanda Futbol Federasyonu'na ısrar etti ve izin verildiğinde 14 numarayı giydi. 1974 Dünya Kupası'nda Hollanda teknik direktörü Rinus Michels, forma numaralarını pozisyonlara göre dağıtmıyordu. Aslında Cruyff'un kupada 1 numaralı formayı terletmesi gerekiyordu. Ancak Cruyff 14 numarayı giymek istedi. 1 numara santrfor Ruud G...